29 Ocak 2010 Cuma

kader

Deniz kıyısında bir ihtiyar taşçı kayayı yontmaktadır. Güneş onu yakıp kavurur. O da Tanrıya yakarır keşke güneş olsaydım diye. "Ol" der Tanrı. Güneş oluverir. Fakat bulutlar gelir örter güneşi, hükmü kalmaz. Bulut olmak ister. "Ol" der Tanrı. Bulut olur. Rüzgâr alır götürür bulutu, rüzgârın oyuncağı olur. Rüzgâr olmak ister bu kez. Ona da "Ol" der Tanrı. Rüzgâr her yere egemen olur, fırtına olur, kasırga olur. Her şey karşısında eğilir. Tam keyfi yerindeyken koca bir kayaya rastlar. Ordan esen burdan eser, kaya banamısın demez! Bildiniz, Tanrı kaya olmasına da izin verir. Dimdik ve güçlü durmaktadır artık dünyaya karşı... ama sırtında bir acı ile uyanır.... Bir ihtiyar taşçı kayayı yontmaktadır. ..
"Amor Fati - Nietzsche "
(Kaderini sev-belki seninki en iyisidir)

2 yorum:

  1. bu hikayeyi daha önce de okumuştum, çok anlamlı bir hikaye. insan dışarıdan baktığında, diğerinin hep güzel olan yanlarını görürken kendininkinin de hep zahmetli taraflarını görür. hani şu karşı pencere meselesi, durumları bir bütün olarak görmeyi beceremiyoruz galiba. amaç olanı en iyi şekilde değerlendirmek olmalı. şükretmeyi bilmek lazım

    YanıtlaSil
  2. evet guguk kuşum dediğin gibi şükretmeyi bilmek lazım.Şükür edince bütün korkular düşermiş :)

    YanıtlaSil