29 Ocak 2010 Cuma

kader

Deniz kıyısında bir ihtiyar taşçı kayayı yontmaktadır. Güneş onu yakıp kavurur. O da Tanrıya yakarır keşke güneş olsaydım diye. "Ol" der Tanrı. Güneş oluverir. Fakat bulutlar gelir örter güneşi, hükmü kalmaz. Bulut olmak ister. "Ol" der Tanrı. Bulut olur. Rüzgâr alır götürür bulutu, rüzgârın oyuncağı olur. Rüzgâr olmak ister bu kez. Ona da "Ol" der Tanrı. Rüzgâr her yere egemen olur, fırtına olur, kasırga olur. Her şey karşısında eğilir. Tam keyfi yerindeyken koca bir kayaya rastlar. Ordan esen burdan eser, kaya banamısın demez! Bildiniz, Tanrı kaya olmasına da izin verir. Dimdik ve güçlü durmaktadır artık dünyaya karşı... ama sırtında bir acı ile uyanır.... Bir ihtiyar taşçı kayayı yontmaktadır. ..
"Amor Fati - Nietzsche "
(Kaderini sev-belki seninki en iyisidir)

28 Ocak 2010 Perşembe

sunumu verdimmm...

Sunumu verdimmmm...Arkadaşım çok güsel sundun dedi.Heyecanlıydım ama bi rahatlık geldi bol bol espri bile yaptım.Sunumdan sonra okulda asistan arkadaşın odasında türk kahvelerimizi yaptık sigara tüttürdük fal bile baktık :) öğrencilik güsel şey.Böyle giderse doktora sınavlarınada girerim heralde :)Geçen dönem okula gitmek eziyet gibiydi şimdi uça uça gidiyorum.İnsanlara hep mesafeliydim şimdi ben pozitif oldukça insanlarda içten samimi ve yakın.
Yasemin Soysal'ın bir sözü vardır "birşey değişir herşey değişir"diye çok doğru bir söz.Sadece bendeki tek birşey değişti ama herşey değişiyor gibi..

25 Ocak 2010 Pazartesi

ben..


Son zamanlarda nedensiz bir mutluluk ve huzur hali var bende.İçimden hep şükür diyorum,olan herşeyde bunda da bir hayır vardır diyorum.Son 1 yıldır akışa bırakmaya başlamıştım kendimi.Korkuyordum;bir işte çalışamıyorum arkadaşlarımla görüşmk istemiyorum,ailem bana uzak diyordum.Şu an hiçbişey değişmedi ama ben değişmeye başladım galiba..Hala bir işim yok,ne yapmak istediğimi hala bilmiyorum ama ufak da olsa amaçlar belirlemeye başladım,adımlar atıyorum ufak ufak.Arkadaşlarımı ve ailemi olduğu gibi kabul etmeye,onlardan keyif almaya başladım.Hayatımdaki en kilolu dönemi yaşıyorum ama kendimi güzel buluyorum :) Tüm bunlar benim için o kadar mutluluk verici ki..Nedensiz öylesine mutluyum işte.Ben oldum demiyorum yanlış anlaşılmasın.Sadece "Şükürler olsun"..

23 Ocak 2010 Cumartesi

Öyle bir hayat yaşadımki..

Öyle bir hayat yaşadım ki
Cenneti de gördüm, cehennemi de
Öyle bir aşk yaşadım ki
Tutkuyu da gördüm ,pes etmeyi de
Bazıları seyrederken hayati en önden
Kendime bir sahne buldum oynadım
Öyle bir rol vermişler ki
Okudum okudum anlamadım
Kendi kendime konuştum bazen evimde
Hem kızdım hem güldüm halime
Sonra dedim ki söz ver kendine
Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin
Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin
Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin
Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayati seyredersin
Öyle bir hayat yaşadım ki, son yolculukları erken tanıdım
Öyle çok değerliymiş ki zaman
Hep acele etmem bundan, anladım...
Nietzsche

22 Ocak 2010 Cuma

Bir gecen geçti gidiyor, sen neredesin?

Gün doğarken sabah horozları niçin acı acı bağrışırlar bilirmisin?
Tan yerini gösterip derlerki sana:Bir gecen geçti gidiyor, sen neredesin?
Ömer Hayyam

21 Ocak 2010 Perşembe

15 Ocak Gunes Tutulmasinin Ardindan (Kaynak:Serpil Dogancay)

15 Ocak Gunes Tutulmasi ile birlikte yeni bir donem de tetiklendi sanki yasamlarimizda. Daha once de paylastigim gibi, yeni ve daha ust bir program yuklendi adeta bilgisayarlarimiza. Tutulma oncesinde bazilarimiz oldukca zorlandik, hala da devam ediyor olabilir bu zorlanmalar.
Gokyuzu enerjileri bize cok onemli mesaj veriyor bugunlerde..Kendimize giden yolculugumuzda, kendimize dogru zirve tirmanisimizda, bizimle uyum icinde olmayan en onemli icsel engeller su yuzune cikti, cikiyor..

Iyi ki boyle oluyor, cunku yeni programin test suruslerindeyiz..nerede Error verdigimizi fark ediyoruz..
Aralik ayinda Yarali Sifaci Siron enerjisinin artik degistigini, eger biz izin verirsek bu enerjinin Tanrisal yonumuzle dunyasal yonumuzu sevgiyle birestirmeye cabaladigini konusmustuk. 31 Aralik'taki Yengec Ay Tutulmasi ile onemli bir donemi sonlandirmak uzere destek almistik. Tum kitlesel sucluluk duygulari, acilar, degersizlik duygulari artik bizden ayrilabilirler. Eski kayitlarimizi bu anlamda kapatarak yeni kabimiza, yeni programimiza geciyoruz.
Ama buna izin vermemiz gerekiyor!

Bu duygular sonlanirken bizi girdap gibi icine cekebilir bu gunlerde. 15 Ocak tutulmasi oncesinde de cekmis olabilir.
Girelim o korkulara, acilara, bizi icine alan her ne ise...En derine kadar inelim ki, gercek gucumuzle bulusalim o 'en derinde olan'..en en karanlik alanda olan.
Bizi zorlayan duygularin icindeyken ozgurlesebiliriz onlardan, disaridan ve zihinden yaptigimiz calismalarla degil.

Gokyuzu enerjileri bizi bu donemde en cok zorlayan duygularin basinda 'degersizlik' duygusu oldugunu isaret ediyor ve 'lutfen bakin derinlerinize bu duyguyu saklamak icin ne yapiyorsunuz, nelere tutunuyorsunuz? diye soruyor..

Uzmanlar degersizligin bir duygudan ote, bilincaltimizda olan bir inanc oldugunu soyluyorlar. Bilincalti yerlesmis inanci sorgulamiyor. Pesinen dogru kabul ediyor ve bu inanci koruyacak sekilde program isletiyor. Cocugun dogdugu andan itibaren karsilastigi degisIk deneyimlerin toplami bilincaltinda degersizlik inancinin yerlesmesine neden oluyor ve bu inanc yeni bir inanc uretiyor!. Bu ikincil inanc daha da etkili belki de, cunku 'degersiz oldugumun anlasilmamasi gerekir' diyor!. Cunku anlasilirsa risk var...Bu risk daha guclu olanlar tarafindan yok edilme riski!
Uzmanlara gore, bilincalti bu nedenle savunma mekanizmalari uretiyor. Kisi degersiz oldugunun fark edildigine dair algi gelistirirse korku ve ofkeye kapiliyor.Yine uzmanlara gore en sIk karsilasilan durum elestirilmek ya da elestirildigini zannetmek. Kisi icin onaylanmamak!, elestiri almak degersizliginin fark edilmesiyle esdeger oluyor, bu nedenle ya onaylanmamaktan ve elestiriden kaciyor ya da tepki veriyor. Oysa takdir aldigimiz zaman, degersizligimiz fark edilmemis kabul ediyoruz ve kendimiz kandirmaya cabaliyoruz..
Kendimizi degersiz hissediyorsak, birilerinin bize deger vermesini ve bu boslugumuzu doldurmasini bekliyoruz hatta bunu alacagimiz davranislar icine girmeye bile zorlayabiliyoruz kendimizi. Oysa, biz kendimiz kendi degerimizi 'bilmeden', bir baskasindan satin aldigimiz deger duygusu eninde sonunda bitiyor...
Deger duygumuzu hayatimizdaki pek cok kisiden ve sevdiklerimizden talep ediyoruz, yani bize altin tepsi ile sunmalarini istiyoruz. Genelde bu kisiler ailemiz ve partnerlerimiz oluyor :)

Sevgili arkadaslar, gittigimiz donemin yeni acilan enerjileri bu duygularla uyumlu degil. Bizler, Saturn'un Terazi burcu transiti ile cok daha yuksek ve ilahi bir sevgi anlayisina geciyoruz. Ancak, kendi degersizligimizi farkindalikla sifalandirmadan, once kendi icimizde 'tam ve 'butun' olmadan, bu yuksek sevgiye ve yuksek sevgi ile deneyimlenecek partnerliklere nasil adim atacagiz?

Ve lutfen bakalim, lutfen farkina varalim, bizi geri ceken bu tarz duygularimizi kamufle etmek icin hangi toplumsal hipnozlarin altindayiz?Dikkatimiz nereye yoneltilmis durumda?Hem bireysel olarak, hem toplumsal olarak bakalim buna.
Bireysel olarak, kendimize yaptigimiz yolculugumuzda, su anda huzursuzluk ve uyumsuzluk icindeysek,ne yolumuza, ne kendimize guvenmiyorsak,korkuyorsak, derinde hangi duygularimizin farkinda degiliz? Bizi geri ceken ne?Peki biz kendimizi nerede ariyoruz?Su anda hangi konuda takintili isek, orada toplumsal hiznoz altinda olabilir miyiz?
Ve toplumsal olarak, dikkatimiz nereye yoneltiliyor?Medyanin bombardimanlari bizi nasil etkiliyor? Korku? Ofke? Gucsuzluk? Bikkinlik? Inancsizlik? Atalet?Toplumsal olarak nasil bir hipnoz altindayiz?Bu hipnozun ana kaynagi neresi?
Gittigimiz Kova cagi, bireylerin kisisel degisimleriyle toplumlarin degisecegini isaret ediyor. Bunun icin 'kendi' olabilme yoluna gidebilen bireylere donusebilmeliyiz.Kendimiz olabilmeyi kendimize hak gorebilmeliyiz.Kendi degerimizi, bir baskasindan degil, kendi Oz'umuzden alabilmeliyiz.Ilk sart bu arkadaslar!Bu anlamda neredeyiz?Kendi degerimizi sahiplenebiliyor muyuz?Lutfen fark edelim ve kendimizi dogru yerde arayalim.

Nasrettin Hoca ne guzel ifade etmis:Bir gun evinin kapisinin onune cikmis. Supurulmus, tertemiz yolun ustunde aranmaga baslamis.Onun bu hali gorenlerin dikkatini cekmis.- 'Ne ariyorsun Hoca efendi, yerde hicbir sey gorunmuyor. Ne aradigini soyle de beraber arayalim' demisler.- 'Anahtarlarimi dusurdum de, soyle el kadar dort tane birbirine zincirle bagli anahtar' demis Hoca.Soranlar iyice sasirmislar;- 'Buralarda bir sey yok. Sen nerede yitirdin anahtarlarini ?' demisler.- 'Icerde bodrumda' demis Hoca.- 'Oyleyse ne diye burada ariyorsun?' demisler.- 'Icersi karanlik, gorunmuyor. Onun icin, sizin Cenneti meyhanelerde aradiginiz gibi ben de anahtarlari burada ariyorum' demis.
Sevgili arkadaslar, 15 Ocak Oglak tutulmasi bizi muthis bir uyanisa sevk ederek, kendi cennetimizi dogru yerde aramamiz icin uyari yapiyor

18 Ocak 2010 Pazartesi

Sunuma son 6 gün..


Biliyorum Timur hocam geçirecek ama güsel bişey hazırlayayım dinleyiciler bişeyler öğrensin sıkılmasın istiyorum.Şu 6 gün rehber meleklerim yardım etse haftalardır bir türlü hazırlayamadığım sunumu su gibi hazırlasam :))

17 Ocak 2010 Pazar

Düş Tablom hazır :))


Atlas Kartepe Yürüyüşü..












Cumartesi günü Atlas'ın Kartepe yürüyüşüne katıldım.200 kişi saatlerce karlarda yürüdük,kimi zaman yokuşaşağı çocuklar gibi koştuk :)
Müthiş bir manzaraydı.Gün sonunda ateşin başında sıcak şarap içtik.Canım arkadaşım Aysunum da vardı.
Atlas bu gezileri 2-3 ayda bir ücretsiz yapıyor.Katılmanızı öneririm :)

14 Ocak 2010 Perşembe

Kremali Kek ve Gazoz

Kucuk cocuk Tanri ile bulusmak istedi. Tanri'nin yasadigi yere ulasmak icin uzun bir yolculuk yapacagini bildiginden, cantasinin icine kremali kek ve gazoz siselerini doldurdu ve yola koyuldu.Uc blok ilerledikten sonra yaslica bir adama rastladi. Adam bankta oturmus guvercinleri besliyordu. Cocuk yasli adamin yanina oturdu ve cantasini acti. Cantadan icecegini almakuzere iken adamin da ac olabilecegini dusunerek ona kremali kekinden verdi. Adam tesekkurle kabul etti ve cocuga gulumsedi. Gulumsemesi o kadar ictendi ki cocuk bunu bir kez daha gorebilmek icin ona tekrar gazoz ikram etti. Adam yeniden ona gulumsedi. Cocuk cok mutlu oldu. Tum ogleden sonrayi orada yiyerek ve gulumseyerek ama tek kelime etmeden gecirdiler. Hava kararmaya baslayica, cocuk ne kadar yorgun oldugunu fark etti ve gitmek icin kalkti. Fakat birkac adim attiktan sonra kosarak geri dondu ve adama sarildi. Adam ona en guzel gulumsemesi ile cevap verdi. Cocuk evinin kapisini actiktan bir sure sonra annesi yuzundeki neseyi farketti. Annesi - seni bu kadar mutlu edecek ne yaptin bugun?diye sordu. -Tanri ile ogle yemegindeydimdiye cevapladi cocuk ve annesi cevap vermeden ekledi:-Biliyor musun, Tanri gordugum en guzel gulumsemeye sahip. Bu arada, yasli adam da isik sacan bir nese ile evine dondu. Oglu saskinlik icerisinde yuzundeki huzuru gorunce sordu,- Baba seni bu kadar mutlu edecek ne yaptin bugun?- Parkta Tanri ile kremali kek yedimdiye cevapladi ve oglu cevap vermeden ekledi- Biliyor musun, bekledigimden daha gencmis Cogunlukla kucuk bir dokunusun gucunu, nazik bir sozun, ilgiyle dinleyen bir kulagin, icten bir komplimanin veya kucuk bir deger verici davranisin gucunu kucumseriz ki bunlar tum hayati degistirme potansiyeline sahiptirler. Insanlar bir sebepten dolayi, bir sureligine ya da omur boyu hayatimiza girerler. Hepsine esit sekilde sarilin.

Kaynak:Şifa Çemberi

12 Ocak 2010 Salı

Düş Tablosu





Evim dergisinde Düş Tablosu ile ilgili bir yazı okudum.Bende Düş Tablosu oluşturmaya karar verdim.Mor bir karton aldım 2010 dileklerimi anlatan resimler yapıştırıyorum :))

11 Ocak 2010 Pazartesi

"Aşık ve vermesini bilen bir kişi için ölüm diye birşey yoktur çünkü alınacaklar hediye edilmiştir."

Dün Kartalkayada güsel birgün geçirdik kızlarla.Sabah saat 4 de yola çıktık.Biraz sohbet bol kahkaha çok öslemişim..Ara ara dünyadan koptuğumdan çok ii geldi.Çok şeker bir kayak hocasından 1 saat ders aldım ve çok ii anlaştık.Sonraki 3 saati birlikte geçirdik.Kaydık kulübelerde çay içtik ,Zirveye çıktık ordaki cafede şömine önünde tostlarımızı yiyip çaylarımızı içip sohbet ettik.Cevdet hocam bi tanesin benim gibi nazlı şımarık mızmıza katlandığın için seni takdir ediyorum.
Defalarca düştüm bugün hiçbiyerim tutmuyo ama dün geçirdiğim en güsel günlerden biriydi.En önemlisi arkadaşlarıma tekrar yakın hissettiğim özel birgündü.Son 1,5 senedir bişeyler değişmeye başladı ilk başlarda tepetaklak oldum ama yavaş yavaş toparlıyorum.Artık eski arkadaşlarımla olmuyo diyodum ama biliyorumki onlar benim ruhlar katında ailem.Sadece istiyorumki şükredelim,olmayan şeylerde bir hayır vardır diyelim,hayıflanmayalım.
Bu akşam bi arkadaşımla ilişkiler üzerine bir seminere katıldım ordaki bi söz çok hoşuma gitti "Aşık ve vermesini bilen bir kişi için ölüm diye birşey yoktur çünkü alınacaklar hediye edilmiştir."
Sınırların kalktığı,simyevi,gül gibi açık (gül açılırken düşünmezmiş ya beni koparırlarsa diye),özlerin buluştuğu,kana kana ilişkiler istiyorum etrafımda..(2010'dan dileğim bu olsun :))

8 Ocak 2010 Cuma

süt dişleri..


Dün akşam irma bizi çok korkuttu..Dişi düştü !!!
Bi yere çarptı falan diye panik olduk (genelde koşarken kapılara,duvara falan çarpıp duruyo :) )
Meğer süt dişlerini dökmeye başlamış 1 yaşına kadar dökecekmiş.
Sonra düşündüm irmadan önce evimiz,hayatımız ne kadar boşmuş.
Kediler elektrik süpürgesi gibidir demişti Sedef hn. tüm negatif enerjiyi temizler.(bu negatif enerjinin onlara bir zararı yokmuş ama) Gerçekten öyle...

Başım belada..


2 hafta sonra bugün sunumum var bi türlü başlayamıyorum çevirilerin arasında boğuldum ve ortada hiçbişey yok.

Detaylarda boğulmadan şu sunumu hazırlamam lazım.E kızlarda kayağa gidiyo annemler sinema falan yapalım diyo yeni kişisel gelişim seminerleri başlıyo kpss kursu başlıyo .... klonlanmam lazım :)

7 Ocak 2010 Perşembe

Buna Sevgi Denir


Tanri dedi ki:Dunyada, Benden baska ihtiyaciniz olan bir sey yoktur ve Bana sahipsiniz, o halde daha neye ihtiyac duyuyorsunuz? Daha baska neye ihtiyac duyabilirsiniz ki? Herseye sahip oldugunuz fikrinden yola cikin. Herseye zaten sahipsiniz. Zaten sizindir o.Eger ayakkabilariniz yoksa, istediginiz ayakkabiyi denerken hayal edin kendinizi, sonra baska bir sey dusunun. Ayakkabilariniz varken onlar hakkinda dusunmeniz gerekmez degil mi?Mumkun oldugunca ihtiyactan ziyade verici olmak uzerine dusunun. Ve eger verecek maddi bir seyleriniz yoksa o halde nezaket verin. Bir tebessum ya da sicak bir bakis bile insanlara mutluluk verir, ruhlarini yuceltir. Her ne verirseniz onu alacaksiniz. Destek verdiginizde, destek goreceksiniz. Ve lakin verdiginiz seyin size neler getirecegini dusunmeksizin verin. Verici olmaniz kafidir.Ihtiyaclari dusunmektense verici olmaya odaklandiginizda kalbinizdeki degisimi hissedin. Bu hisse alisin. Bu, beslemenin, bakip gozetmenin duygusudur. Bu his bir aliskanlik haline gelsin, boylelikle dunyada varolan herseye sahip olabilirsiniz. Sagliga sahip olursunuz ve saglik paradan cok daha yegdir. Varlikli bir adamin ise mahrumiyet duygusuyla hic bir alakasi yoktur. Kendinizi varlikli bir insan gibi hissetmenizi isterim. Yurek zenginliginin bankeri olun.Yurek zenginligine sahip olurken dunyevi degerlerden mahrum kalmanizi kastettigimi dusunmeyin sakin. Dopdolu bir yurekle yola cikin. Kendinizin saglayacagi faydalarin arayisinda olun. Aranacak firsat budur. Kapip kacmak zorunda olan bir maymun degilsiniz. Vermek zorunda olan bir Insansiniz. Vermek zorundasiniz, Ben soyledigim icin degil, erdem oldugu icin degil - vermek zorundasiniz cunku bu en temel insani ihtiyactir. Mutluluk, vericilikliktedir. Almakta degildir, sahip olmak mecburiyetinde degildir, vermektedir mutluluk. Vermek zorunda olmanizin tek sebebi, bunun mutlulugun bulundugu nokta olmasidir.Kendinizi bunun aksine ikna etmis olabilirsiniz; lakin kendinizi kandirmissinizdir. Sizi insan yapan seylerden biri vermeye muktedir olmaniz ve bu armagani kendinize verdiginizin farkina varmanizdir. Verecek bir baska kisi yoktur. Kendinize vermeksizin bir seyleri veriyor olamazsiniz. Verme halinde en fazla kendiniz alirsiniz. Kendi gonul zenginliginizi ve comertliginizi kabul etmis olursunuz. Yureginizdeki Varligimi farkedersiniz. Bu bahsettiginiz Benim comertligimdir.Verici olmak icin maddi seyler gerekmez. Vermek icin bir nesneden cok daha fazlasi vardir. Eylemleri bahsedin. Eylemler dahilinde hayirsever olmanin nasil bir sey olacagini hayal edin. Verici olmak populer bir spor haline gelsin. Verici olmak sampiyonlarin kahvaltisi haline gelsin.Elbetteki para da bir vasitadir, oyleyse para da verin. Sadece yureginizin buna taraf oldugundan emin olun. Para vermekten dolayi sikilmayin. Verdiginiz armaganla yureginiz carparken esnemezsiniz.Bebeklerin de almaya ihtiyaclari vardir, ayni zamanda bebekler muazzam vericidirler. Verecek hic bir seyleri yoktur; lakin onlar en dogal halleriyle kendilerini bahsederler. Bir bebek, sevginin bebegidir. Bir bebegin yureginizi nasil da canlandirdigini bilirsiniz. Kendi yureginizi vererek siz de diger yurekleri canlandirin. Bebekler sevgi ya da herhangi bir sey vermeyi dusunmezler. Sadece verir onlar. O kutsal mevcudiyetleriyle verirler. Vermenin bir vasitasidir onlar.Ve sizler de oylesiniz.Bir hapishane hucresinde tecrit edilmis bir halde dahi olsaniz yureginizden verebilirsiniz. Buna sevgi denir, verme durtusudur o. Nerede olursaniz olun, kim olursaniz olun sevginin tamligi, tasarak kalbinizden yayilabilir. Yureginizde firil firil donen o isiga bakin, onu gorun. Tum dunyayi doldurabilir o. Bu isigin donmesi, donmesi ve hep donmesi icin yureginize musaade edin simdi. Sevginin yel degirmeni olsun yureginiz.

Kaynak:Şifa Çemberi

6 Ocak 2010 Çarşamba

irma ve sinek :))

Dünyanın en şımarık en aptal en bebek en meraklı en obur en en en kedisi irma'm.Henüz bizimle yaşamaya başlayalı 4 ay oldu ama sanki yıllar olmuş gibi sabahları yanıma gelmesi ve bebeksi mırıltılarıyla güne başlamak harika bi duygu..saf sevgi sadece sevgi hatta aşk çikolatam limonatam solucanım pembe panterim..

kraliçemm




Uzun bekleyiş sona erdi Şebocum yeni albümünü nihayet çıkardı.Bütün şarkılar çok güsel .Yalnız isimli şarkısını dinlerken metrobüste gözlerim doldu ağlamamak için çok zorlandım

uzaklara dalıp gitme gözlerinde dolmasın kimse böyle yalnız kalmasın...

Yeni bir yıl..

Herkese merhaba :)) Yeni bir yılın bu ilk günlerinde bende hayatımda yeni birşey olsun istedim ve uzun zaman önce oluşturduğum ama bir türlü zaman ayırıp yazamadığım bloğuma yazmak istedim.Nil'in yeni yıl dilekleri çok hoşuma gitmişti;
Dilekler olur yeterki dillensin:
Gözlerim, görmediğim yerlerle karşılaşsın. Kamaşsın. Güzel anların fotoğrafları biriksin. Unutulmaz olsun. Gözüm gözlerle buluşsun. Gezsin, görsün, öğrensin.
Kaydettikleri kaybettikleri olmasın.
Ellerim dokunsun, okşasın, tutsun. Bırakmasın, üşümesin, yumruk olmasın. Baş parmağıyla güzel hedefler göstersin ki, koşup gideyim. Bir değil, iki değil, altı değil, ‘on!’ yapsın. Yeni limanlara sallansın. Kederi, endişeyi, kötü gözü baybaylasın.
Aklım karışsın. Bildiklerim şaşsın. Öğrensin, merakı bitmesin. Bazı şeyler olsun ki almasın. Gizemi de kalsın bir şeylerin. Aklım açık olsun. Başka akıllarla buluşsun, artsın. Her şey akıldan ibaret olmasın.
Duygularım dalgalansın. Çarşaflar gibi silkelensin, yere ne düşerse düşsün… kıymetlidir o. Aklım onu susturmasın, çok konuşup kandırmasın. Duygularımdan da öte, iç sesim var, o hiç susmasın. Bir koruyucu melek gibi her adımımı takip etsin. Fener olsun. Tünele girersem çıkarsın, uçar gidersen indirsin. Bana mukayyet olsun.
Aşk olsun. Aşksız hiçbişey olsun istemem.
Dostlarım dost kalsın. Onlarsız ben azalırım. Tek bile olmam. Onlarla tekim. Düşünce dolu, tolerans dolu, müzik dolu, kahkaha dolu sofralarda buluşsun kadehlerimiz. ıçimde hep şu his olsun: Her şey gitse, hepsi bitse, onlar var.
Bedenim hayallerime ihanet etmesin. Nolursa olsun, sağlık olsun. Koşsun, yakalasın, derin derin nefeslerle dolsun. Omurgası dik dursun, kasları güçlü olsun.Maşallahı olsun. Yaşından genç dursun.
Kulağıma güzel haberler gelsin. Güzel müzikler girsin yerleşsin. ‘Seviyorum’u çok duysun, ‘mutluyum’u çok, ‘şükür’ü en çok.
2010’da, 1-0 olan her güzel şey, 2-0; 2-0 olan her kötü şey, 1-0 olsun.
Afiyet şeker olsun.