26 Mayıs 2010 Çarşamba
Bir şeyin kıymetini ancak onun değerinibilen anlar ve o değerini bilenin yanında kıymetlidir
Vaktiyle bir bilge hoca, yıllarca yanında yetiştirdiği öğrencisininseviyesini öğrenmek ister. Onun eline çok parlak ve gizemli görüntüye sahipiri bir nesne verip: "Oğlum" der, "Bunu al, önüne gelen esnafa göster, kaçpara verdiklerini sor, en sonra da kuyumcuya göster. Hiç kimseye satmadansadece fiyatlarını ve ne dediklerini öğren, gel bana bildir.Öğrenci elindeki ile çevresindeki esnafı gezmeye başlar.İlk önce bir bakkal dükkânına girer ve "Şunu kaça alırsınız?" diye sorarBakkal parlak bir boncuğa benzettiği nesneyi eline alır; evirir çevirir;sonra: "Buna bir tek lira veririm. Bizim çocuk oynasın" der.İkinci olarak bir manifaturacıya gider. O da parlak bir taşa benzettiğinesneye ancak bir beş lira vermeye razı olur.Üçüncü defa bir semerciye gider: Semerci nesneye şöyle bir bakar, "Bu der"benim semerlere iyi süs olur. Bundan "kaş dediğimiz süslerden yaparım. Bunabir on lira veririm."En son olarak bir kuyumcuya gider. Kuyumcu öğrencinin elindekini görünceyerinden fırlar. "Bu kadar değerli bir pırlantayı, mücevheri neredenbuldun?" diye hayretle bağırır ve hemen ilâve eder. "Buna kaç liraistiyorsun?" Öğrenci sorar: Siz ne veriyorsunuz?" "Ne istiyorsan veririm."Öğrenci, "Hayır veremem." diye taşı almak için uzanınca kuyumcu yalvarmayabaşlar:"Ne olur bunu bana satın. Dükkânımı, evimi, hatta arsalarımı vereyim."Öğrenci emanet olduğunu, satmaya yetkili olmadığını, ancak fiyat öğrenmesiniistediklerini anlatıncaya kadar bir hayli dil döker.Mücevheri alıp kuyumcudan çıkan öğrencinin kafası karma karışıktır. Böylesikarışık düşünceler içinde geriye dönmeye başlar. Bir tarafta elindekinesneye yüzünü buruşturarak 1 lira verip onu oyuncak olarak görenler, diğertarafta da mücevher diye isimlendirip buna sahip olmak için herşeyini vermeye hazır olan ve hatta yalvaran kişiler..Bilge hocasının yanına dönen öğrenci, büyük bir şaşkınlık içinde başındangeçen macerasını anlatır.Bilge sorar: "Bu karşılaştığın durumları izah edebilir misin?"Öğrenci: "Çok şaşkınım efendim, ne diyeceğimi bilemiyorum,kafam karmakarışık" diye cevap verir.Bilge hoca çok kısa cevap verir:"Bir şeyin kıymetini ancak onun değerinibilen anlar ve o değerini bilenin yanında kıymetlidir."Her insanın hayatında varlığını ve değerini bilen, hisseden, fark edenkuyumcular mutlaka vardır.Mesele kuyumcuyu bulmaktadır...
17 Mart 2010 Çarşamba
Shakespeare der ki,
Iyi ol fakat çok iyi olma. Birazcik huysuz ol fakat çok degil.
Içinden geliyorsa dua et. Eger sana rahatlik veriyorsa arada bir küfür de et.
Etrafindakilere mümkün oldugunca dostça davran, müsfik ol.
Eger bir gün kötü davranmani gerektirecek bir durum karsisinda kalirsan;bagir, çagir, kir, dök ve unut!
Her zaman ve her yerde eline geçen bütün saadeti yakala, en ufak birparçanin bile kaçmasina izin verme.
Yaşa herseyden önce yaşa ve sirf tesadüfen bu dünyaya gelmis oldugun için,laf olsun diye günlerini geçirme.
Eger gerçek aski taniyacak kadar sansliysan; bütün kalbin, ruhun vebedeninle sev!
Hayatini o sekilde yasa ki; her an kendi elini sıkabilesin ve her gün faydali olan, hiç olmazsa bir sey yap ki; gecelerin yaklasirken örtüleri üzerine çekip kendi kendine "ben elimden geleni yaptim" diyebilesin.Düsüncelerin neyse hayatin da odur.Hayatin gidisini degistirmek istiyorsan düsüncelerini degistir.
W. SHAKESPEARE
Içinden geliyorsa dua et. Eger sana rahatlik veriyorsa arada bir küfür de et.
Etrafindakilere mümkün oldugunca dostça davran, müsfik ol.
Eger bir gün kötü davranmani gerektirecek bir durum karsisinda kalirsan;bagir, çagir, kir, dök ve unut!
Her zaman ve her yerde eline geçen bütün saadeti yakala, en ufak birparçanin bile kaçmasina izin verme.
Yaşa herseyden önce yaşa ve sirf tesadüfen bu dünyaya gelmis oldugun için,laf olsun diye günlerini geçirme.
Eger gerçek aski taniyacak kadar sansliysan; bütün kalbin, ruhun vebedeninle sev!
Hayatini o sekilde yasa ki; her an kendi elini sıkabilesin ve her gün faydali olan, hiç olmazsa bir sey yap ki; gecelerin yaklasirken örtüleri üzerine çekip kendi kendine "ben elimden geleni yaptim" diyebilesin.Düsüncelerin neyse hayatin da odur.Hayatin gidisini degistirmek istiyorsan düsüncelerini degistir.
W. SHAKESPEARE
1 Şubat 2010 Pazartesi
Korkuyorsun!Çünkü yavaş yavaş kendini hatırlıyorsun.Zaman içinde o kadar çok uzaklaştırıldın ki kendinden, kendinle yeniden karşılaşmak heyecanlandırıyor seni.İçine baktığında nasıl bir şeyle karşılacağını tam bilememek korkutuyor seni.Uyanıyorsun!Yavaş yavaş kendi gerçeğine uyanıyorsun.Kendi doğanı keşfediyorsun.Aradığın herşeyin senin içinde hep var olduğunu anlıyorsun.Ama önce bildiğin seni unutman gerekiyor.Fark ediyorsun!Bugüne kadar sana öğretilenlerden daha farklı şeyler hissettiğini fark ediyorsun.Bugüne kadar sana anlatılmış olanlar artık seni tatmin etmiyor.Kendini fark ediyorsun.O sürekli kaçtığın karanlık yanının da, aydınlık yanın gibi yine sen olduğunu.Bu güne kadar hep dışarıda bıraktıklarının da aslında sana dahil olduğunu.Birşeyleri dışarıda bırakarak, bir tarafını yok sayarak sen olamayacağını fark ediyorsun.Öğreniyorsun!Kendinle olabilmeyi öğreniyorsun.Kendinle başbaşa kalabilmeyi, kendinle konuşabilmeyi, kendine anlayış gösterebilmeyi.Yargıların, görüş ve düşüncelerin etkisinde kalmadan içindeki tutkulara ve isteklere kulak verebilmeyi.Sana ait olmayan o yabancı yükleri ruhuna yüklemeden sadece kendi varlığını hissedebilmeyi.Kendini sevebilmeyi öğreniyorsun.Hissediyorsun!Gerçekten kendin olmaya karar verip, içindeki seni güçlendirdikçe, sarılmalarının daha sıkı, öpüşlerinin daha tutkulu, seni seviyorumlarının daha güçlü olduğunu hissediyorsun.Duygu doğana saygı göstermenin ne kadar özgürleştirici bir duygu olduğunu hissediyorsun.Yavaş yavaş tamamlanıyor içinde birşeyler.Uyanarak, fark ederek, korkarak, hissederek, öğrenerek...Özbenliğinin her tarafa dağılmış parçaları, yavaş yavaş yeniden bir bütün oluşturmaya başlıyor içinde.Herkes tarafından bilinen o klasik oyunu, oynamaya çalışmak yerine.Oynadığın oyunu, kendin yazmanın mutluluğunu tadıyorsun.Farkı fark ediyorsun.Yaşıyorsun...
29 Ocak 2010 Cuma
kader
Deniz kıyısında bir ihtiyar taşçı kayayı yontmaktadır. Güneş onu yakıp kavurur. O da Tanrıya yakarır keşke güneş olsaydım diye. "Ol" der Tanrı. Güneş oluverir. Fakat bulutlar gelir örter güneşi, hükmü kalmaz. Bulut olmak ister. "Ol" der Tanrı. Bulut olur. Rüzgâr alır götürür bulutu, rüzgârın oyuncağı olur. Rüzgâr olmak ister bu kez. Ona da "Ol" der Tanrı. Rüzgâr her yere egemen olur, fırtına olur, kasırga olur. Her şey karşısında eğilir. Tam keyfi yerindeyken koca bir kayaya rastlar. Ordan esen burdan eser, kaya banamısın demez! Bildiniz, Tanrı kaya olmasına da izin verir. Dimdik ve güçlü durmaktadır artık dünyaya karşı... ama sırtında bir acı ile uyanır.... Bir ihtiyar taşçı kayayı yontmaktadır. ..
"Amor Fati - Nietzsche "
(Kaderini sev-belki seninki en iyisidir)
"Amor Fati - Nietzsche "
(Kaderini sev-belki seninki en iyisidir)
28 Ocak 2010 Perşembe
sunumu verdimmm...
Sunumu verdimmmm...Arkadaşım çok güsel sundun dedi.Heyecanlıydım ama bi rahatlık geldi bol bol espri bile yaptım.Sunumdan sonra okulda asistan arkadaşın odasında türk kahvelerimizi yaptık sigara tüttürdük fal bile baktık :) öğrencilik güsel şey.Böyle giderse doktora sınavlarınada girerim heralde :)Geçen dönem okula gitmek eziyet gibiydi şimdi uça uça gidiyorum.İnsanlara hep mesafeliydim şimdi ben pozitif oldukça insanlarda içten samimi ve yakın.
Yasemin Soysal'ın bir sözü vardır "birşey değişir herşey değişir"diye çok doğru bir söz.Sadece bendeki tek birşey değişti ama herşey değişiyor gibi..
Yasemin Soysal'ın bir sözü vardır "birşey değişir herşey değişir"diye çok doğru bir söz.Sadece bendeki tek birşey değişti ama herşey değişiyor gibi..
25 Ocak 2010 Pazartesi
ben..

Son zamanlarda nedensiz bir mutluluk ve huzur hali var bende.İçimden hep şükür diyorum,olan herşeyde bunda da bir hayır vardır diyorum.Son 1 yıldır akışa bırakmaya başlamıştım kendimi.Korkuyordum;bir işte çalışamıyorum arkadaşlarımla görüşmk istemiyorum,ailem bana uzak diyordum.Şu an hiçbişey değişmedi ama ben değişmeye başladım galiba..Hala bir işim yok,ne yapmak istediğimi hala bilmiyorum ama ufak da olsa amaçlar belirlemeye başladım,adımlar atıyorum ufak ufak.Arkadaşlarımı ve ailemi olduğu gibi kabul etmeye,onlardan keyif almaya başladım.Hayatımdaki en kilolu dönemi yaşıyorum ama kendimi güzel buluyorum :) Tüm bunlar benim için o kadar mutluluk verici ki..Nedensiz öylesine mutluyum işte.Ben oldum demiyorum yanlış anlaşılmasın.Sadece "Şükürler olsun"..
23 Ocak 2010 Cumartesi
Öyle bir hayat yaşadımki..
Öyle bir hayat yaşadım ki
Cenneti de gördüm, cehennemi de
Öyle bir aşk yaşadım ki
Tutkuyu da gördüm ,pes etmeyi de
Bazıları seyrederken hayati en önden
Kendime bir sahne buldum oynadım
Öyle bir rol vermişler ki
Okudum okudum anlamadım
Kendi kendime konuştum bazen evimde
Hem kızdım hem güldüm halime
Sonra dedim ki söz ver kendine
Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin
Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin
Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin
Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayati seyredersin
Öyle bir hayat yaşadım ki, son yolculukları erken tanıdım
Öyle çok değerliymiş ki zaman
Hep acele etmem bundan, anladım...
Nietzsche
Cenneti de gördüm, cehennemi de
Öyle bir aşk yaşadım ki
Tutkuyu da gördüm ,pes etmeyi de
Bazıları seyrederken hayati en önden
Kendime bir sahne buldum oynadım
Öyle bir rol vermişler ki
Okudum okudum anlamadım
Kendi kendime konuştum bazen evimde
Hem kızdım hem güldüm halime
Sonra dedim ki söz ver kendine
Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin
Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin
Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin
Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayati seyredersin
Öyle bir hayat yaşadım ki, son yolculukları erken tanıdım
Öyle çok değerliymiş ki zaman
Hep acele etmem bundan, anladım...
Nietzsche
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
